facebookpaylas twitterpaylas googlepaylas

Konu ile Alakalı Benzer Konular
Konular Yazar Yorumlar Okunma Son Yorum
not  İstatistik 2 Vize Ders Notları Ece 3 172 Son Yorum: Ece
not  Makro İktisat Vize Ders Notları Derya 3 95 Son Yorum: Derya
not  Ticaret Hukuku 2 Vize Ders Notları Hakan 3 105 Son Yorum: Hakan
not  Davranış Bilimleri Vize Ders Notları Gamze 3 110 Son Yorum: Gamze
not  Genel Muhasebe 2 Vize Ders Notları Gamze 3 128 Son Yorum: Gamze

Kamu Ekonomisi 2 Vize Ders Notları

#1
not 
Yeni Kamu Ekonomisi 2 Vize 1. 2. 3. 4. Ünite Ders Notları ve Özetleri

Okey 1950’lı yılların başından itibaren hem ekonomi hem de politika bilimine farklı bir bakış açısı getiren ve her iki bilim dalının bir sentezini oluşturan “Kamu Tercihi İktisadı” adı altında yeni bir araştırma alanının temelleri atılmıştır. Bu araştırma 1986 yılında kurucu olarak kabul edilen James M. Buchanan’ın Nobel Ekonomi Ödülü’nü kazanmasıyla dikkatleri üzerine çekmiştir. 

Okey Dar anlamda Kamu Tercihi iktisadı, “devlet başarısızlığı”yla ilgilidir. 

Okey Geniş anlamda Kamu Tercihi ise piyasa dışı karar alma sürecinin ekonomik analizi veya kısaca ekonominin politika bilimine uygulanması şeklinde tanımlanabilir. 

Okey Kamu Tercihi’nin ekonomi biliminin kullandığı araç ve yöntemleri kullanarak analiz ettiği ve normatif öneriler sunduğu politika bilimine ilişkin konular; oylama kurallarından seçmenlerin davranışlarına, çıkar gruplarının oluşumu ve işleyişinden bürokrasinin amaç ve etkilerine kadar çok geniş bir alanı kapsamaktadır. 

Okey Kamu Tercihi iktisadının ortaya çıkışı 1950’li ve 60’li yıllara rastlamakla birlikte, felsefi kökenlerinin 18. yüzyıldaki düşünürlerin görüşlerine dayandığını söylemek mümkündür. 

Okey Kamu Tercihi’nin habercileri, Kıta Avrupası bilim adamlarından Sax, Mazzola, Pantaleoni, De viti de Marco ve en önemlisi Knut Wicksell’dir. 20. yüzyıla gelindiğinde ise sırasıyla Harold Hotelling (1929), James M. Buchanan (1949), Kenneth Arrow (1951), Anthony Downs (1957), Duncan Black (1958), William Riker (1961), James M. Buchanan ve Gordon Tulluck (1962), Mancur Olson (1965) ve William Niskanen (1971)’in çalışmaları Kamu Tercihi yaklaşımının temellerinin atılmasında ve gelişmesinde öncü rol oynamıştır. 

Okey Kamu Tercihi yaklaşımı için daha önemli olan, Buchanan ve Tullock’un “Anayasal İktisat Teorisi”ni ortaya koymalarıdır. 

Okey Buchanan, diğer Kamu Tercihi iktisatçılarından farklı olarak, ekonomik ve siyasal karar alma teorisine ilişkin anayasal kurallar hakkındaki çalışmaları nedeniyle büyük takdir toplamış ve 1986 yılında Nobel Ekonomi Ödülü’ne layık görülmüştür. 

Okey Kamu Tercihi yaklaşımı üç temel varsayımın kabulü üzerine kuruludur. 

Okey Metodolojik bireycilik, politik mübadele ve rasyonalite. Kamu Tercihi yaklaşımının iki ayrı inceleme alanı bulunmaktadır:    Pozitif Kamu Tercihi ve Normatif Kamu Tercihi. 

Okey Pozitif Kamu Tercihi, gerçek yaşamdaki politik kuralların yapısını ve politik karar almada rol alan kişilerin (seçmen, politikacı, bürokrat ve özel çıkar grupları) davranış motivasyonlarının ekonomik analizini yapmaktadır. 

Okey Bu çerçevede oylama kuralları ve mekanizması (basit çoğunluk, oy birliği, logrolling vb.), bürokrasinin yapısı ve işleyişi, çıkar grupları vb. konular pozitif kamu tercihinin kapsamı dahilindedir. 

Okey Kamu Tercihi teorisyenlerinin ve özellikle Buchanan’ın bu alandaki ilk çalışmalarından itibaren piyasa ile devlete yönelik yaptıkları karşılaştırmalar, piyasa sürecindeki aksaklıklar (rekabetin eksikliği, dışsallıklar, asimetrik enformasyon vb.) sorununa karşılık olarak “politik piyasa” olarak da nitelendirdikleri siyasal süreçteki aksaklıkların ortaya konulması sonucunu doğurmuştur. 

Okey Bu doğrultuda Kamu Tercihi teorisyenlerinin bu alanda yaptıkları en önemli katkılardan biri olan “devletin başarısızlığı teorisi” ortaya konulmuştur. 

Okey Gerçekte bu teori, ortanca seçmen, oy ticareti, özel çıkar gruplarının rant kollama faaliyetleri, seçmenin eksik enformasyon sorunu gibi unsurları bir devlet başarısızlığı olarak nitelendirmekte ve siyasal süreçteki etkinsizliklerin kaynakları ve sonuçları üzerinde durmaktadır. 

Okey Normatif Kamu Tercihi, pozitif Kamu Tercihi teorisine temel teşkil edecek “olması gereken” hususları incelemektedir. Normatif Kamu Tercihi, politik kurumların nasıl daha iyi çalışabileceği konusunu ele almaktadır. 

Okey Kamu Tercihi iktisadının normatif boyutu açısından iktisat literatürüne yaptığı temel katkı, “Anayasal İktisat” ya da “Anayasal Politik İktisat” olarak adlandırılan ve devletin başarısızlığının yol açtığı sorunlara yönelik somut öneriler üreten yaklaşımdır. 

Okey Kamu Tercihi alanındaki temel literatürü oluşturan ilk çalışmalar teorik bir nitelik taşımaktadır. 

Okey Kamu Tercihi alanında çalışan günümüz iktisatçılarının bir kısmı laboratuar ortamında ve ampirik çalışmalarla kamu tercihinin teorik açıklamalarını ispatlama çabası içerisinde bulunmaktadırlar. 

Okey İktisat biliminde deneylerden yararlanılmasına ABD’deki George Mason Üniversitesindeki iktisatçı Vernon L. Smith’in çalışmalarıyla başlanmıştır. 

Okey Smith, “laboratuvar ekonomisi” alanında bir araştırma alanının oluşmasına öncülük etmiş ve bu alandaki çalışmalarıyla ‘2002 Nobel Ekonomi Ödülü’nü kazanmıştır. 

Okey Smith’in bazı çalışmaları Kamu Tercihi alanına yöneliktir. Kamu Tercihi araştırmasında laboratuvara dayalı deneylerin kullanımı, yaklaşık son otuz yılda hızlı bir şekilde artmıştır.

Okey Deneysel Kamu Tercihi, laboratuvara dayalı deneylerin, N (N>1) sayıdaki bireyden oluşan kolektif bir grubun her bir üyesi için ortak sonuçlara ulaşılmasını sağlayacak şekilde, grup karar alma mekanizmalarına uygulanmasını içerir. 

Okey Kamu tercihinde deneylerin kullanıldığı konulardan bazıları şunlardır: Kamusal mallara ilişkin karar alma mekanizmaları ve bedavacılık sorunu, rasyonel oylama modelleri ve seçmen katılımı, ortanca seçmen modeli, çıkar grupları ve rant kollama vb. Ampirik Kamu Tercihi alanında da günümüzde önemli çalışmalar yapılmaktadır. Bunların başında Rochester Okulu’ndan William Riker’in çalışmaları gelmektedir. 

Okey Riker, oyun teorisini kullanmak suretiyle anlaşmazlık ve anlaşmazlığın çözümüne ilişkin çalışmaların Kamu Tercihi iktisadı alanındaki literatürün bir tamamlayıcısı olduğunu göstermiştir. 

Okey Riker dışında Kamu Tercihi literatürüne ilişkin ampirik katkılar; seçmenlerin oylama davranışı ve oy ticareti, politik konjonktür dalgalanmaları, rant kollama, koalisyonların oluşumu, bürokratik davranış ve devletin büyümesi konuları üzerinde yoğunlaşmaktadır.
Ara
Cevapla
#2
Okey Kamu ekonomisinde alınan kararların toplum tercihlerine dayanması gerekir. Bunun gerçekleşmesi, siyasal süreç denilen karar alma sürecinin bireysel tercihleri en iyi yansıtacak şekilde işlemesine bağlıdır. 

Okey Kamu ekonomisinde üretilecek malların neler olacağı ve ne miktarda üretileceği vb. sorunlar fiyat sürecinden farklı bir “siyasal süreç” aracılığıyla belirlenir. 

Okey Siyasal süreç, devletlerin siyasi örgütlenme yapılarına göre farklı unsurlardan oluşan karmaşık nitelikte bir kavramdır. Demokrasi (demos: halk, kratos: egemenlik, iktidar) ise kelime anlamında ifade ettiği gibi, “halkın egemenliği” anlamına gelmektedir. 

Okey Günümüzde temsilî demokrasilerde, kamu ekonomisine ilişkin kararlar, halkın seçtiği “temsilciler” aracılığıyla alınmaktadır. 

Okey Ancak temsilî demokraside temsilcilerin (milletvekillerinin) çoğunlukla toplum üyelerinin (seçmenlerin) tercihlerini yansıtmamaları söz konusu olmaktadır. 

Okey Bunun bir nedeni, kamusal kararları almakla görevli siyasal partilerin çoğunlukla çeşitli çıkar ve baskı gruplarının etkisi ve baskısı altında kalmalarıdır. Bunun yanı sıra siyasal partilerin kararlarını uygulama durumunda olan bürokrasi de çeşitli çıkar gruplarından etkilenmektedir. 

Okey Bu durum bireysel tercihler ile toplumsal tercihler arasında önemli farklılıklar meydana getirmektedir. 

Okey Demokratik sistemlerde siyasal süreç başlıca dört unsurdan oluşur: Seçmenler, siyasal partiler, bürokrasi ve çıkar grupları. Siyasal sürecin içerisinde yer alan bu unsurların davranışları amaçlıdır. 

Okey Öncelikle siyasal iktidar ve muhalefet oylarını, çıkar ve baskı grupları elde ettikleri rantı, seçmenler kamusal karar alma süreci tarafından belirlenen mal ve hizmetlerden sağladıkları faydayı ve bürokrasi de kendi amaçlarına hizmet edecek olan bütçeyi maksimize etme amacındadırlar. 

Okey Demokratik sistemlerde, kamu ekonomisi yönünden karşılaşılan en önemli sorunlardan birisi de toplumsal tercihlerin belirlenmesidir. 

Okey Kamusal tercihlerin belirlenmesinde asıl sorun temsilî demokrasilerde görülmektedir. Bu sistemlerde milletin çoğunluğunun oyunu aldığında, iktidar partisinin kamusal kararlar konusunda alacağı kararlar toplum çoğunluğu tarafından alınmış varsayılır. 

Okey Ancak gerçek durum sanıldığından oldukça farklıdır. Çünkü iktidar partisi kamusal tercihlerin belirlenmesinde özellikle çıkar ve baskı gruplarınca etkilenmektedir. 

Okey Dolayısıyla gerçek toplum tercihlerinden sapmalar meydana gelmektedir. Oylama, siyasal karar alma sürecinde seçmenlerin tercihlerini belirlemeye imkân sağlar. Bireylerin kamusal kararlar hakkındaki farklı tercihlerini bağdaştırmada çeşitli oylama kuralları geliştirilmiştir. 

Okey Kamusal kararlar konusunda bireysel tercihleri bağdaştırmada kullanılan en adil oylama yöntemi oy birliği kuralıdır. Bir toplumda kamusal kararların alınmasında oy birliği ilkesinin uygulanması hâlinde, tüm bireylerin tercihlerinin aynı olması gerekir. 

Okey Oy birliği kuralının en önemli özelliği, diğer oylama yöntemlerinde görülen azınlıkların tercihlerinin toplumsal tercihe yansımasına engelleme olayının söz konusu olmamasıdır. 

Okey Fakat oy birliği kuralında bir tek kişinin bile karara muhalefeti kararın alınmasını engeller. Oy birliği kuralı çeşitli nedenlerden dolayı uygulanabilir bir oylama yöntemi değildir. 

Okey Mutlak oy birliği kuralına göre karar almanın güçlüğü karşısında oy çokluğu kuralı önerilmiştir. Demokrasilerde en yaygın oylama yöntemi oy çokluğu yöntemidir. 

Okey Toplumsal karar almada oy çokluğu kuralı uygulandığı takdirde oylamaya katılan bireylerin yarısından bir fazlasının oyunun alınması (%51) gereklidir. Buna basit çoğunluk kuralı denir. 

Okey Demokratik sistemlerdeki en büyük yanılgılardan biri, çoğunluk oylamasının demokrasi için yeterli görülmesidir. Oysa çoğunluk oylaması sonucunda alınan kararlar azınlığın tercihlerini yansıtmamaktadır. 

Okey Toplumsal tercihlere ulaşmada kullanılan bir diğer oylama yöntemi ise “puanlı oylama” olarak bilinmektedir. Bu yöntemde her bireyin belirli bir puanı (oyu) vardır. 

Okey Bu puanı bireyler çeşitli alternatif tercihler arasında istedikleri şekilde kullanmaktadırlar. Yalnız bireylerin her alternatif tercihe mutlak puan vermeleri şartı vardır. 

Okey Oylama sonucunda en fazla puanı alan alternatif kazanmış olur. Puanlı oylama yöntemi, çoğunluk kuralına göre daha demokratik bir yöntemdir. 

Okey Çoğunluk oylamasında azınlıkların tercihleri yansıtılamadığından olumsuz oy verenlerin kollektif ihtiyaçları giderilememektedir. Nokta oylaması, esasen puanlı oylama yönteminden çok farklı değildir. 

Okey Nokta oylamasında da her bireyin belirli bir toplam puanı vardır ve bireyler bu puanlarını alternatif politikalar arasında istedikleri şekilde dağıtabilirler. Ancak nokta oylamasında puanlı oylama yönteminden farklı olarak bireylerin alternatif politikalara hiç puan vermemeleri imkânı mevcuttur. Bu yöntem puanlı oylama yöntemindeki demokratikliği biraz daha artırmaktadır. 

Okey Kamusal karar alma sürecinde her zaman çoğunluk oylaması sonucunda karar almak mümkün değildir. Çünkü özellikle parlamentolarda her zaman tek bir partinin iktidara gelecek kadar oy çoğunluğu bulunmamakta ve koalisyon hükûmetleri oluşabilmektedir. 

Okey İşte bu noktada oy ticareti uygulamaları devreye girmektedir
Ara
Cevapla
#3
Okey Kamu sektöründeki organizasyonları ifade eden kamu bürokrasisi, kamu sektörünün kültürel, toplumsal, ekonomik ve siyasal yönlerini ve kamu çalışanlarının davranış biçimlerini açıklayan bir terimdir. Kamu ekonomisinde mal ve hizmetleri sunumunda ikili bir yapı bulunmaktadır. 

Okey Söz konusu mal ve hizmetleri sunma görevini seçimle iş başına gelen siyasal organ üstlenmekte, fakat siyasal organ üretimi kamu idarelerine yaptırmaktadır. Bu idarelerde çalışan devlet memurları ise atama yoluyla iş başına gelmektedirler. 

Okey Fransızca kökenli bir kelime olan büro, kamu birimini veya kamu ofisini ifade etmektedir. 

Okey Bürolar kısmen ödeneklerle veya devlet tarafından yapılan yardımlarla finanse edilen kâr amacı gütmeyen organizasyonlardır. Bürokrasinin bir diğer unsuru olan bürokratlar ise kamu politikalarının oluşturulması ve uygulanması konularında uzman niteliğini taşıyan kişilerdir. 

Okey Hükûmetler bu politikalara ilişkin karar alma ve uygulama sürecinde bürokratların uzmanlığından yararlanırlar. Organizasyon ve yönetim teorileri alanında bürokrasi tipi organizasyon yapısını ilk ortaya atan kişiler Fransız yönetim bilimci Henri Fayol ve Alman sosyolog Max Weber’dir.

Okey Fayol’un yönetim biliminde bürokrasi tipi organizasyon yapısı için belirlediği özellikler “Fayolizm’in ‹lkeleri” olarak bilinmektedir. 

Okey Alman sosyolog Max Weber’in bu alandaki en önemli katkısı “ideal tip bürokrasisi” kavramını geliştirmesi ve bu tip bürokrasinin özelliklerini ortaya koymasıdır. 

Okey Geleneksel bürokrasi teorisi, bürokrasiyi daha ziyade sosyolojik açıdan ele almakta ve bürokratların söz konusu kurum içerisindeki davranış motivasyonlarını ve bürokratik işleyişin ekonomik etkilerini analize dahil etmemektedir. 

Okey Bu eksiklik, 1960’lı yıllardan itibaren Ludwig von Mises, Gordon Tullock, Anthony Downs ve William A. Niskanen tarafından yapılan çalışmalarla giderilmiştir. Bu iktisatçılar geleneksel bürokrasi teorisini eleştirerek bürokrasi teorisine yeni bir bakış açısı getirmişlerdir. 

Okey Mises, Tullock, Downs ve Niskanen’in bu alandaki çalışmaları Kamu Tercihi Teorisi’nin pozitif yönü içerisinde değerlendirilmektedir. 

Okey Özellikle Niskanen’in bürokrasiye yönelik yaklaşımı literatürde büyük önem taşımakta ve “bürokrasinin ekonomik teorisi” olarak adlandırılmaktadır. 

Okey Bu iktisatçıların bürokrasi teorisine yönelik görüşleri farklılıklar içermekle birlikte, ortak noktaları bürokrasiye yönelik ekonomik bir yaklaşım geliştirmiş olmalarıdır. 

Okey Söz konusu iktisatçıların bürokrasinin ekonomik teorisi içerisinde ele aldığı konular şu şekilde sınışandırılabilir: Bürokratik üretim sürecinin yapısı, bütçe maksimizasyonu ilkesi, bürokratlar ile siyasal iktidar arasındaki pazarlık süreci, gündemin kontrolü, asimetrik enformasyon sorunu, bürolararası rekabet ve bürokratik etkinsizliğe yönelik çözüm önerileri. 

Okey Bürokrasiye yönelik ekonomik yaklaşıma ilişkin çalışmalarda genellikle bürolar ile özel firmalar karşılaştırılmakta ve her iki organizasyondaki üretim sürecindeki farklılıklar ortaya konulmaktadır. 

Okey William A. Niskanen de 1971 yılında yayınlanan “Bürokrasi ve Temsili Hükûmet” başlıklı kitabıyla kamusal mal ve hizmet arzının belirlenmesinde bürokrasinin rolü üzerinde durmuştur. 

Okey Niskanen, bireysel tüketici tercihi ve kâr amaçlı firma modeline dayalı olan piyasa arz teorisine karşılık olarak, tek bir büronun yönetiminde belli amaçlara yönelik davranış modeline dayalı “büroların mal ve hizmet arzı teorisi”ni geliştirmiştir. 

Okey Kamu tercihi iktisatçılarından Gordon Tullock 1965 yılında yayınladığı “Bürokrasi Politikaları” başlıklı kitabında, kamu bürokrasisinde rasyonel davranışın sonuçları göstermek için “ekonomik insan” (homo economicus) modelini kullanmıştır. 

Okey Buradaki “ekonomik insan” kavramı, bürokrasi içinde kariyerinde yükselme olanağını artırmaya çalışan devlet memurunu ifade etmektedir. Niskanen, bürokratların bütçe maksimizasyonu amaçlı davranışlarını analiz etmiştir. 

Okey Niskanen’e göre; bürokratlar yaptıkları faaliyetler sonucu bireysel tercihlerle kamusal mal ve hizmet arzında kendi çıkarlarını kollama anlayışına sahiptirler. 

Okey Niskanen’in yaklaşımına göre bürokrat, tıpkı diğer insanlar gibi, kendi faydasını maksimize edecek şekilde davranır. 

Okey Bürokratın faaliyetlerini etkileyen temel güdü, sadece genel refah veya kamu çıkarı değil aynı zamanda kişisel çıkarın elde edilmesidir. 

Okey Niskanen, güç, statü vb. konuların bürokratın bütçesinin büyüklüğü ile bağlantılı olduğunu savunmuş ve bürokratın amacının bütçesini maksimize etmek olduğu sonucuna ulaşmıştır. Bürokrasinin ekonomik teorisinde bürokratlar ile siyasal iktidar arasındaki ilişkiler bürokratik üretim sürecine yön vermektedir. 

Okey Bu ilişkinin temelinde her iki taraf arasındaki üretim miktarı ve bütçe konusundaki pazarlık süreci yatmaktadır  Bürokrasi ile yasama organı arasındaki ilişkilerde ön plana çıkan konulardan biri gündemin kontrolüdür. 

Okey Bürokrasi, yasama organının aldığı kararlar üzerinde gündemi belirleyerek ve yönlendirerek etkili olabilmektedir. Bürokratlar ile sponsoru konumundaki siyasal iktidar arasında üretim miktarı ve bütçe konusunda bir pazarlığın söz konusu olabilmektedir.

Okey Bu süreçte bürokratın pazarlık yeteneğini artıran ve siyasal iktidar karşısında onu daha avantajlı hâle getiren temel faktör, siyasal iktidara nazaran sahip olduğu yüksek enformasyon düzeyidir. 

Okey Bu durum bürokratlar ile siyasal iktidar arasında enformasyon düzeyinin farklılığını ortaya koymakta ve “asimetrik enformasyon” sorununu gündeme getirmektedir. 

Okey Bürokrasinin ekonomik teorisinde bürolararasında ortaya çıkabilecek olan rekabetin iki boyutu bulunmaktadır. 

Okey Bürolar, tıpkı piyasa sürecinde firmalar arasında olduğu gibi, mal ve hizmet üretiminde rekabet içerisinde olabilirler. Bu yönüyle bürolararası rekabet bürokratik etkinliği artırabilecek bir çözüm önerisi olarak görülür.

Okey Diğer yandan bürolar, kendilerine tahsis edilecek bütçeden daha fazla pay alabilmek için bir yarış içerisinde yer alabilirler. Niskanen mal ve hizmet üretiminde bürolararası rekabetin faydaları üzerinde durmuştur. Bürolararası rekabet önerisi dışında, farklı öneriler de ortaya atılmıştır.

Okey Kamu tercihi teorisyenleri bürokratik etkinsizlikleri devletin başarısızlığının kaynaklarından biri olarak görmektedirler. Buna yönelik özelleştirme ve desantralizasyon gibi öneriler ileri sürülmektedir.
Ara
Cevapla
#4
Okey Grup, belirli sayıda insan topluluğunun bir araya gelmesiyle oluşmuş formel ya da informel bir yapıyı ya da organizasyonu ifade eder.

Okey İnsanlar; yaş, dil, din, ırk, cinsiyet, doğdukları yer, mezun oldukları okul, yaptıkları meslek, paylaştıkları düşünce ya da ideoloji ve saire nedenlerle bir araya gelerek gruplar oluşturabilirler. 

Okey Grup oluşumunda başlıca iki genel yaklaşım ya da teori bulunmaktadır: Sosyal çatışma teorisi ve rasyonel tercih teorisi. 

Okey Sosyal çatışma teorisine göre grupların oluşumu evrimsel bir zorunluluktur ve aslında gruplar sosyal zorlama ile kendiliğinden oluşur. Rasyonel tercih teorisine göre ise gruplar bireylerin ortak çıkarlar /menfaatler uğruna bir araya gelerek oluşturdukları örgütlenmelerdir. 

Okey Siyasal karar alma sürecinde, kamusal mal ve hizmetlere talepte bulunanlar seçmenler ve çıkar gruplarıdır. 

Okey Çıkar grupları, ortak maddi ve/veya manevi çıkarlar etrafında bütünleşmiş ve bu çıkarlar çerçevesinde uzmanlığa dayalı olarak örgütlenmiş, ortak çıkarları doğrultusunda siyasi yönetimden talepte bulunan toplumsal gruplardır.

Okey Baskı grupları, siyasal karar alma sürecinde siyasal iktidar ve bürokrasi üzerinde çeşitli yöntem ve araçlarla doğrudan etkili olmaya ve dahası baskı kurmaya çalışan organizasyonlardır. 

Okey Burada çıkar gruplarından farklı olarak vurgulanan siyasal otoriteleri etkilemeye çalışma niteliği, çoğu siyaset bilimci tarafından baskı gruplarını çıkar gruplarından ayıran en önemli fark olarak kabul edilmektedir. 

Okey Sivil toplum kavramı, litaratürde kimi zaman çıkar grupları ve baskı grupları kavramı ile eş anlamlı kullanılmakta, kimi zaman da daha farklı anlamlarda kullanılmaktadır. 

Okey Çıkar grupları devlet dışındaki özel sektör ve üçüncü sektör dahilindeki tüm organizasyonları kapsamaktadır. Çıkar ve baskı grupları da “sivil toplum kuruluşları” şemsiyesi altında düşünülebilir. 

Okey Çıkar grupları, üyelerinin toplum içindeki konumlarına, grubun üye sayısı ve nitelikleri bakımından durumuna, grubun ekonomik gücüne, grubun ortak çıkarlarının ne tür çıkarlar olduğuna, grubun içinde bulunduğu siyasal rejime göre farklı şekillerde sınırlandırılabilirler. 

Okey Çıkar gruplarının kendi ortak menfaatleri doğrultusunda karar mekanizmasını ayrıntılı olarak bilgilendirmesi, siyasal karar alma sürecinde oluşacak hataların minimize edilmesine yardımcı olur. 

Okey Çıkar gruplarının karar alma mekanizmasını bilgilendirme işlevi yanında kamuoyunu da ayrıntılı şekilde bilgilendirme işlevini üstlendiği söylenebilir. Çıkar gruplarının en önemli amacı, kendi ortak çıkarlarını korumak ve genişletmek için siyasi süreci etkilemektir. 

Okey Çıkar gruplarının siyasal süreci etkileme yöntemleri şunlardır: Lobicilik (Kanun simsarlığı), İkna, Kamuoyunu etkileme, Tehdit, Kolektif rüşvet, Rüşvet, Sabotaj, Başka partiyi destekleme, Doğrudan hareket ve lokavt. 

Okey Çıkar gruplarının etkileme gücünü belirleyen etmenler üye sayısı, sahip oldukları mali kaynaklar, organizasyon niteliği, sosyal statüler, siyasi ve sistemsel özellik, liderlik şeklinde sıralanabilir. 

Okey Çıkar grupları konusunda literatürde yaygın olarak bilinen iki teori bulunmaktadır: Geleneksel siyaset biliminden kaynağını alan klasik çıkar grubu teorisi ve kaynağını önemli ölçüde Chicago İktisat Okulundan ve kamu tercihi teorisinden alan çıkar grubu teorisi. Klasik çıkar grupları teorisi, geleneksel siyaset bilimi içerisinde şekillenmiştir. 

Okey Geleneksel siyaset bilimcilerine göre çıkar grupları, çoğulcu (plüralist) demokrasinin vazgeçilmez unsurlarıdır ve temel amacı “toplumsal çıkar”a hizmet etmektir. Geleneksel siyaset biliminde yaygın olarak kabul edilen çıkar grupları teorisini büyük ölçüde değiştiren kişi Mancur Olson olmuştur. 

Okey Olson, çıkar gruplarının büyümesi ve güç kazanması ile birlikte siyasal iktidarların tüm topluma yarar sağlayacak hizmetler yerine bu kesimlerin çıkarlarına hizmet edecek şekilde hareket etmek zorunda kaldığını işlemiştir. 

Okey Olson, çıkar gruplarının sayısı ile ekonomik büyüme arasında ilişki kurmaya çalışmıştır. Olson’a göre, çıkar grupları kendi menfaatlerine hizmet edecek davranış ve eylemlerde bulunurlar ve bu sonuçta toplumsal refahın maksimize edilmesini yavaşlatır. 

Okey Chicago İktisat Okulu tarafından geliştirilmiş olan özel çıkar teorisine göre, iyi organize olan gruplar dağınık hâlde bulunan ya da yeterli düzeyde organize olamamış gruplara göre regülasyonlardan çok daha yüksek oranlarda istifade edecekler ve toplum yararına hizmet gayesiyle uygulamaya konan regülasyonlardan beklenen hiçbir yarar gerçekleşmemiş olacaktır. 

Okey Sonuç olarak denilebilir ki devletin kamu yararı önceliği bulunan regülasyonlar, iyi organize olmuş çıkar gruplarının yararına hizmet etmektedir. 

Okey Başta Mancur Olson olmak üzere kamu tercihi teorisyenlerinin temel tezi şudur: Siyasal karar alma sürecinde çıkar grupları dâhil tüm siyasal aktörlerin (seçmenler, politikacılar, bürokratlar vd.) temel amacı özel menfaatlerini maksimize etmektir. 

Okey Kamu tercihi teorisyenlerine göre “toplumsal çıkar” fazlasıyla retorik bir kavramdır ve piyasa mübadelesinde olduğu gibi politik mübadele içerisinde de somut olan gerçeklik “çıkar maksimizasyonu”dur. 

Okey Kamu tercihi okulu mensuplarına göre toplumsal veya politik yaşamda karşılaşılan rant kollama çabaları, kamu regülasyonlarının bir sonucudur. 

Okey Devlet müdahaleleri veya düzenlemeleri bireyleri ve özel grupları rant kollama faaliyetlerine yöneltmektedir. 

Okey Devlet müdahaleleri neticesinde özel çıkar grupları, kaynaklarını regülasyonların etkileme alanı içerisine giren her türlü düzenlemeyi bertaraf etmeye veya etkileyerek kendi çıkarları doğrultusunda kullanmaya yöneltmektedirler.
Ara
Cevapla


[-]
Tags
vize kamu ders notları 2 ekonomisi


Hızlı Menü: