facebookpaylas twitterpaylas googlepaylas

Konu ile Alakalı Benzer Konular
Konular Yazar Yorumlar Okunma Son Yorum
not  İstatistik 2 Vize Ders Notları Ece 3 174 Son Yorum: Ece
not  Makro İktisat Vize Ders Notları Derya 3 95 Son Yorum: Derya
not  Ticaret Hukuku 2 Vize Ders Notları Hakan 3 108 Son Yorum: Hakan
not  Davranış Bilimleri Vize Ders Notları Gamze 3 113 Son Yorum: Gamze
not  Genel Muhasebe 2 Vize Ders Notları Gamze 3 130 Son Yorum: Gamze

İnsan Hakları ve Kamu Özgürlükleri Vize Ders Notları

#1
not 
Yeni İnsan Hakları ve Kamu Özgürlükleri Vize 1. 2. 3. 4. Ünite Ders Notları ve Özetleri

Okey İnsan hakları, bütün insanların, sırf insan olmalarından dolayı sahip oldukları haklardır. İnsan hakları, cinsiyet, etnik köken, dinsel inanç gibi farklılıklar gözetilmeksizin herkesin sahip olduğu haklardır.  

Okey İnsan hakları bütün insanları kapsadığı için evrenseldir. Son olarak insan hakları diğer tüm değer ve çıkarların aşan üstün ve öncelikli bir konumdadır.  İnsan haklarının içerik ve önemini anlayabilmek için, konuyla ilişkili bir dizi kavram ve terime açıklık getirmek gerekir.

Okey İlk olarak özgürlük ve hak kavramlarına değinmek gerekir. Bunlardan özgürlük, kişinin, herhangi bir kısıtlamaya, zorlamaya bağlı olmaksızın düşünüp davranabilmesidir. 

Okey Hak kavramı ise kişiye çıkarlarını korumak, ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla hukuk düzeninin tanıdığı irade gücü veya hukuksal gücü anlatmak için kullanılır.  

Okey İnsan hakları bağlamında hak ve özgürlük olguları sürekli bir iletişim ve etkileşim içindedir. Bundan başka eşitlik kavramına da dikkat çekmek gerekir. 

Okey Eşitlik kavramı bir kimsenin her hangi bir gerekçeyle farklı muameleye tabi tutulmamasına işaret etmektedir.  Eşitlik, özgürlük ve haklardan bütün insanların ayrım gözetilmek sizin faydalanması açısından belirleyici bir öneme sahiptir. 

Okey İnsan hakları literatüründe ve hukuksal belgeler de insan haklarının bütünü veya bir kısmını ifade etmek üzere farklı terimler kullanılmaktadır. Bunlardan “kamu özgürlükleri”, hukuk kurallarıyla düzenlenmiş, dolayısıyla da devlet tarafın dan güvenceye bağlanmış özgürlükleri ifade etmektedir. 

Okey “Temel haklar” ise, kamu özgürlük leri gibi, devlet tarafından tanınmış ve dolayısıyla pozitif hukuka girmiş insan haklarına karşılık gelmektedir. 

Okey Daha sınırlı bir içeriğe sahip olan “kişi hak ve özgürlükleri” yaşam hakkı, kişi güvenliği ve özgürlüğü, düşünce özgürlüğü gibi birinci kuşak insan haklarını oluşturan klasik haklardır. 

Okey Son olarak Anglo Sakson dünyada kullanılan civil rights veya civil liberties sözcüklerinin karşılığı olarak kullanılan “medeni haklar” veya “vatandaşlık (yurttaşlık) hakları” kavramı vardır. 

Okey Bu kavram da herkesin faydala nabildiği klasik insan hakları yanında sadece vatandaşların faydalanabildiği siyasi hakları kapsamaktadır. 

Okey Tarihsel süreçte insan haklarına ilişkin gelişmeler İngiltere, Amerika ve Fransa olmak üzere üç farklı coğrafyada meydana gelmiştir. Bunlardan İngiltere, bu günkü insan hakları belge ve kavramlarının çekirdeğini teşkil eden temel belgelerin doğumuna sahne olmuştur.  

Okey İlk olarak 1215 yılında çıkartılan Magna Carta, modern insan hakları uygulaması bakımından bir ilk olma özelliğine sahiptir. Bu belgede; keyfi vergilen dirme, keyfi tutuklama ve hapsetme, müsadere (mallara el koyma) ve sürgün uygulamaları yasaklanmış, suç ve cezaların yasal olması, suç ve cezaların orantılı olması, suç isnadının doğru ve güvenilir delillere dayanması gibi ilkeler getirilmiştir.

Okey Yine 1628 tarihli Petition of Rights (Haklar Dilekçesi) Magna Carta’nın getirdiği haklar bir kez daha krala hatırlatılmıştır. 

Okey 1679 tarihli Habeas Corpus Yasası ile keyfî gözaltıların önlenmesi amaçlanmıştır. 

Okey 1689 tarihli Bill of Rights (Haklar Bildirisi/Yasası) ise, parlamento nun monarşi karşısında kesin üstünlüğünü belgeleyen ve bu arada kişi hak ve özgürlükleri ile ilgili de kimi hükümler içeren bir hukuksal belge olmuştur. 

Okey Amerika’da bağımsızlık sürecinde kabul edilen Virginia Haklar Bildirisi ile artık ‘bütün insanlığa seslenen ve herkesi kapsayıcı haklar’ formüle etme noktasına ulaşılmış bulunmaktadır. 

Okey Bu belgeye göre; Bütün insanlar doğuştan (tabiaten) eşit derecede hür ve bağımsızdırlar, hiçbir sözleşmeyle gelecek nesiller adına vazgeçemeye cekleri, onları yoksun bırakamayacakları, doğuştan gelen birtakım haklara sahiptirler. 

Okey Bunlar, yaşam, özgürlük, mülkiyet, mutluluk ve güvenlik arama ve bunlara erişebilme haklarıdır. 1789 tarihli Fransız  İnsan ve Vatandaş Hakları Bildirisi kendisinin önceli konumundaki Ame rikan haklar bildirilerinin çizgisini takip etmiştir. 

Okey Yasa önünde eşitlik ilkesi, kişi özgürlüğü ve güvenliği suç ve cezaların yasallığı ve geriye yürümezliği, kötü muamele yasağı, düşünce özgürlüğü ve ifade özgürlüğü gibi kavramlar, bildiride öne çıkan hususlardır
Ara
Cevapla
#2
Okey İlkçağda özgürlük ve eşitlik başta olmak üzere insan haklarıyla ilgili temel sorunlara ilişkin düşünsel temellere çeşitli medeniyetlerde rastlanmaktadır. Örneğin Çin’de Taocu düşüncenin kurucusu olan LaoÇe, insanların doğuştan iyi ve doğuştan eşit olduğunu belirtmiştir. 

Okey Yine Hindistan’da Budacılık düşüncesinin kurucusu olan Sonradan Buda olarak anılacak olan Prens Gautama, kast sistemine karşı açık ve kararlı bir mücadele içine girmiş olmamakla birlikte, kast ayrımına karşı çıkmış ve bunu davranışlarıyla da göstermiştir. 

Okey Eski Yunan polisleri ve özellikle de Atina her zaman demokrasiyle yönetilmiş değildir. Buralarda demokrasi, belirli (sosyoekonomik, siyasal) koşullar olgunlaştığında gelişmiştir. 

Okey Öte yandan, toplumun hukuksal tasnifinden de anlaşılacağı üzere, Eski Yunan demokrasisi köleli ve kadınları kamusal süreçlerden dışlayan bir demokrasi olmuştur. Eşitlik vatandaşlar arasındadır. 

Okey Özgürlük de esas olarak kamu hizmetine katılmakla özdeş görülmüştür. Bu dönemde Sofizm, insanı merkez almış, doğal adalet anlayışını benimsemiş ve devletin ortaya çıkmasını, bütün insanların özgür bir  şekilde kendi serbestliklerini sınırlandırması olarak görmüştür. 

Okey Öte yandan Roma döneminde ortaya çıkan Stoacılık akımı, dünyevi değerleri önemsemeyen kaderci eğilimleriyle mevcut eşitsizlikleri ve baskıcı rejimleri kabul etme çizgisine kaymıştır. Ortaçağda Batı Avrupa düşünce dünyasının belirleyici aktörü kilise olmuştur. 

Okey Bu dönemin önemlice bir kısmında felsefî ve siyasal düşünceler, kilisenin (dinsel iktidarın) dünyevî iktidarlar üzerindeki üstünlüğünü sağlamlaştırmaya yönelik görüşler olmuştur. Öte yandan birey özgürlüğünü ve iktidarın sınırlı olması gerektiğini savunan düşünürler de görülmüştür. 

Okey Aquinumlu Thomas, Padovalı Marsilius ve Occamlı William bu tür düşünürlerdendir.  

Okey İslam dünyasına gelince, eski Yunan düşünürlerinden özgürce beslenebilmeleri  İslam dünyasının görece daha zengin bir düşünce dünyasına sahip olmasının önünü açmıştır. 

Okey Yeniçağın başlangıcını, merkezi devlet iktidarının teorik temellerini atan Jean Bodin ve Thomas Hobbes’a dayandırmak mümkündür. Bodin egemenliğin tek, bölünmez ve devredilemez olduğunu belirtmiş, Hobbes ise güçlü bir merkezî iktidarın yokluğunda nelerin olabileceğini göstermek için doğa (tabiat) hali kurgusuna başvurmuştur.  

Okey İnsanın hayatta kalabilmek için gerek diğer insanlarla ve gerek doğayla amansız bir mücadele içinde olduğu bu yıkıcı durum, bireylerin kendi aralarında yaptığı ve konusu güç kullanma hakkının üçüncü bir kişiye (devlete) devredilmesi olan toplum sözleşmesi ile son bulmuştur. 

Okey Hobbes’un öngördüğü devlet, güvensizliğin, korkunun, belirsizliğin üstesinden gelen güçlü bir güvenlik devletidir ve düşünür onu bir ejderha (Leviathan) olarak tanımlamaktadır Siyasal liberalizmin öncü kuramcısı John Locke (16321704), özgürlüklerin militan bir savunusu içinde olmuş ve bireyin özgürlük alanının devlet tarafından ihlali sorununu da geçiştirmeyerek bu hususta da berrak görüşler ifade etmiştir. 

Okey Jean Jacques Rousseau’ya gelince düşünür, siyasal toplumu, varlığı birey iradelerine dayanan ve üyelerine eşit hak ve yükümlülükler bahşeden bir bütünlük olarak tasavvur etmiştir. 

Okey Bu eşit derecede karşılıklı bağımlılık durumundan dolayı gerçekte bir özgürlük durumu yaşanmakta ve herkes kendisini birey iradelerinden doğan genel iradenin yönetimine vermiş olmaktadır. 

Okey 19. yüzyıl başı, kapitalizmin dayattığı ağır çalışma koşullarının ve yarattığı sosyal eşitsizliklerin hissedilir hale geldiği bir tarihsel kesit olmuştur. Bu duruma karşı gelen tepkileri ilk ve ikinci dönem sosyalist düşünce akımı olmak üzere ikiye ayırmak mümkündür.  

Okey İlk dönemde, Saint Simon, Charles Fourier ve Robert Owen gibi düşünürler, toplumsal zenginliğin yaratılmasında, işçilerin sağladıkları emeğin belirleyici bir katkısı olduğuna işaret etmiş ve bu zenginliklerden çalışan sınıfın da yararlanması gerektiğini ifade etmişlerdir. 

Okey Öte yandan, radikal bir sosyalizm yorumu geliştiren Karl Marks ve Friedrich Engels gibi kuramcılar bir bütün olarak kapitalizmin aşılması ve yerini sosyalist bir düzene bırakması taraftarı olmuşlardır
Ara
Cevapla
#3
Okey 1982 Anayasası birey hakları ile toplum çıkarlarının çatışması halinde toplumun çıkarlarına öncelik tanımaktadır. Başka bir deyişle Anayasa bireysel özgürlükleri devlet otoritesi lehine sınırlandırmış, otoriteözgürlük dengesinde tercihini otoriteden yana kullanmıştır. 

Okey 1982 Anayasası insan haklarının sınırlarını üç farklı  şekilde düzenlemektedir: 
1) Temel hak ve hürriyetlerin (özgürlüklerin) olağan dönemde sınırlandırılması (md. 13) 
2) Temel hak ve özgürlüklerin kötüye kullanılmasının yasaklanması (md. 14) 
3) Olağanüstü dönemlerde temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılması (md. 15). Bu düzenlemelerin her biri farklı amaçlara yönelmiştir. 

Okey Bunlardan ilki ile olağan dönemlerde devletin işleyişi ve toplumsal yaşamın yürütülebilmesi için bireysel haklara getirilebilecek sınırlandırmaların evrensel demokrasi ilkelerine göre meşru bir çerçevesinin çizilmesi amaçlanmaktadır. 

Okey 14. maddedeki kötüye kullanma yasağı ise özgürlüklerin objektif sınırlarını belirleme iddiasındadır. Burada hatırlatılan temel ilke bir kişinin özgürlüklerin sınırının başkalarının özgürlükleri olduğudur. 

Okey Son olarak 15. maddede sadece olağan üstü hallerle sınırlı olmak kaydıyla temel hak ve özgürlüklerin geçici olarak durdurulması düzenlenmektedir.    1982 Anayasası insan haklarını, ikinci kısımda ele almaktadır. 

Okey İkinci kısım Anayasa’nın 12. maddeden 74. maddeye kadar olan kısmı kapsamaktadır. Bu kısmın başlığı “Temel Haklar ve Ödevler” şeklindedir ve dört bölüme ayrılmıştır: 1. Genel hükümler (md. 1216) 2. Kişinin hak ve ödevleri (md. 1740) 3. Sosyal ve Ekonomik hak ve ödevler (md. 4165) 4. Siyasî Haklar ve Ödevler (md. 6674). 

Okey Görüldüğü gibi 1982 Anayasası temel hak ve özgürlükleri üç ana başlık altında ele almaktadır. Bunun nedeni teorik olarak insan haklarının kişiler ve devlet arasındaki ilişkinin niteliğine bağlı olarak üçe ayrılmış olmasıdır: 
1. Negatif statü hakları 
2. Pozitif statü hakları 
3. Aktif statü hakları. 

Okey Negatif statü hakları söz konusu olduğunda devletin karışmama ve dokunmama yükümlülüğü vardır Bu tür haklara örnek olarak düşünce özgürlüğü, konut dokunulmazlığı, kişinin güvenliği, basın özgürlüğü, bilim ve sanat özgürlüğü, mülkiyet hakkı, yerleşme ve seyahat özgürlüğü, din ve vicdan özgürlüğü sayılabilir. 

Okey Pozitif statü hakları söz konusu olduğunda ise devletin bir eylemde bulunması gerektedir. Burada devletten beklenen “yapma” borcudur. Örneğin çalışma hakkı dediğimizde devletten vatandaşlara iş olanakları sağlaması anlaşılır. 

Okey Sağlık hakkı açısından bakıldığında devletin vatandaşlara ücretsiz sağlık ücreti sağlaması akla gelecektir. Yine aynı çerçevede konut hakkı ve sosyal güvenlik hakkı gibi haklar, pozitif statü haklarından sayılmaktadır. 

Okey Pozitif statü hakları için kullanılan diğer terimeler “isteme hakları” veya “sosyal haklar” şeklindedir. 

Okey Öte yandan kimi sosyal haklar negatif statü hakları niteliğindedir. Örneğin 1982 Anayasası grev ve lokavt hakkını sosyal hak ve ödevler başlığı altında düzenlemiş olmasına rağmen bu hak aslında devletin özgürlüklere dokunmasını yasaklayan negatif statü hakları sınıfına dahildir. 

Okey Son olarak “aktif statü hakları” denildiğinde, vatandaşlara siyasi karar alma sürecine çeşitli yöntem ve oranlarda katılma olanağı sağlayan haklar kastedilmektedir. Bu haklara; siyasi parti kurma ve bunlara üye olma, oy hakkı, seçilme hakkı, kamu hizmetlerine girme, ve dilekçe hakkı  örnek gösterilebilir.  

Okey 1982 Anayasası’na göre insan haklarının korunması yolları başvurulan makam esas alınmak üzere dört ana başlık altında incelenebilir: 
1) TBMM’ye Başvuru (Dilekçe Hakkı) 
2)  İdari Başvuru 
3) Kamu denetçisine başvuru yolu 
4) Yargısal Başvuru Yolları. Bunlardan yargısal başvuru, temek hak ve özgürlüklerin korunması açısından en etkili olan yoldur. Çünkü burada temel hak ve özgürlükler onları ihlal etme ihtimali olan yasama veya yürütme organı tarafından değil onlardan bağımsız olan mahkemelerce korunmaktadır. Bundan başka mahkemelerin kararlarının bağlayıcı olması yargısal başvuru yönteminin etkinliğini arttırmaktadır.
Ara
Cevapla
#4
Okey 1930’lu yıllar ve özellikle de  İkinci Dünya Savaşı, insan haklarının ağır ve sistematik ihlallerinin görüldüğü bir tarihsel kesit olmuştur. 

Okey Savaştan sonra, Milletler Cemiyeti’nin yerini almak üzere yeni bir uluslararası örgütün kurulmasına karar verilmiş ve böylece Birleşmiş Milletler örgütü doğmuştur.  Birleşmiş Milletler’in kurucu  Şart’ı insan hakların yoğun vurgular taşıyan normlar içermiştir. 

Okey Keza, Şart, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nu insan hakları alanında çalışmalar yapmak ve öneriler geliştirmek, Ekonomik ve Sosyal Konsey’i de insan haklarının teşviki için komisyonlar kurmakla görevlendirmiştir.

Okey Şart’ta geçen bu hususlar,  Şart çerçevesinde birtakım insan hakları organ ve mekanizmalarının gelişiminin hukuksal dayanağını oluşturmuştur. 

Okey Birleşmiş Milletler’in acil bir iş olarak evrensel bir insan hakları bildirisi hazırlamakla karşı karşıya kalması, Ekonomik ve Sosyal Konsey’in İnsan Hakları Komisyonu adlı bir organ kurmasını hızlandırmıştır.

Okey İnsan Hakları Komisyonu, ilk iş olarak, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 10 Aralık 1948’de kabul ettiği İnsan Hakları Evrensel Bildirisi’ni kaleme almıştır.

Okey Başlangıçta,  İnsan Hakları Komisyonu, insan hakları ihlallerini konu alan  şikâyetlere bakmaya yetkili olmadığı görüşünde olmuştur. 

Okey Bu yaklaşım, Ekonomik ve Sosyal Konsey tarafından da benimsenmiştir; ne var ki, Birleşmiş Milletler’e üye olan Afrika ve Asyalı ülkelerin de tazyikiyle, bu yaklaşım şekli zamanla değişmiştir. 

Okey İnsan Hakları Komisyonu, varsa, ‘büyük insan hakları ihlallerinin süreklilik gösterdiği durumları teşhir etmek üzere’, hükümetlerin cevaplarıyla birlikte insan hakları  şikâyetlerini inceleme yetkisinin olması gerektiğine dair bir öneride bulunmuştur. 

Okey Komisyon’un bu önerisi doğrultusunda, Ekonomik ve Sosyal Konsey, 1970 tarihli ve 1503 sayılı kararıyla İnsan Hakları Komisyonu’nu bu işlevi yerine getirmek üzere yetkilendirmiştir. Böylece,  1503 usulü olarak anılan mekanizma doğmuştur. 

Okey Her başvuruyu değil, sadece  süreklilik arz eden  büyük insan hakları ihlallerini  konu alan başvuruları kapsayan 1503 usulüne  gore, 1947’de kurulmuş olan Ayrımcılığın Önlenmesi ve Azınlıkların Korunması Alt Komisyonu (bu alt komisyonun adı daha sonra iki kez değişmiştir), bünyesinden çıkan Çalışma Grubu başvuru hakkında ilk incelemeyi yapar. 

Okey Bu ilk incelemden sonra konu Alt Komisyon’a ve  şayet reddedilmemişse  İnsan Hakları Komisyonu önüne gelir. 

Okey Komisyon, konuyla ilgili hiçbir  şey yapmama kararını benimseyebileceği gibi, dostane çözüm, konu hakkında ilgili devletten daha fazla bilgi ve belge isteme veya da konuyu 1235 usulü çerçevesinde ele alma seçeneklerinden birini benimser.  

Okey İnsan hakları Komisyonu’nun Ekonomik ve Sosyal Konsey için konuyla ilgili olarak hazırlayacağı nihaî rapor dışında 1503 usulünün bütün aşamalarında gizlilik esastır ve bu usulle benimsenen temel çizginin, ilgili devlet üzerinde siyasal baskı yaratmak yoluyla konuyu çözüme kavuşturmak olduğu söylenebilir. 

Okey Ekonomik ve Sosyal Konsey, 1967 tarihli ve 1235  sayılı kararıyla,  İnsan Hakları Komisyonu’na ve Ayrımcılığın Önlenmesi ve Azınlıkların Korunması Alt Komisyonu’na, büyük çapta insan hakları ihlallerini tetkik etmek yetkisi vermiştir.

Okey 1503 usulü’nün tersine gizliliğin değil açıklığın (aleniliğin) esas olduğu ve 1235 usulü olarak anılan bu sistem, bir özel çalışma grubunun veya özel raportörün, yerinde incelemeler yapmasını ve yerinde toplanan bilgiler doğrultusunda konuya dair düzenli değerlendirmeler yapılmasını temel almaktadır. 

Okey 1503 usulünde olduğu gibi, 1235 usulünde de, süreç sonunda ilgili devlet üzerinde zorlayıcı bir etki yaratacak bağlayıcı bir karara varılması şeklinde bir sonuç söz konusu değildir. 

Okey Burada da amaç, konuyu olabildiğince uluslararası platforma taşımak ve ilgili devlet üzerinde siyasal tazyik yaratmak suretiyle insan hakları ihlallerine son verilmesini sağlamaktır. 

Okey Birleşmiş Milletler  Şartı temeline dayandırılabilecek bir diğer insan hakları kurumu, 1993 tarihinde kurulmuş olan  İnsan Hakları Yüksek Komiserliği’dir. 

Okey Yüksek komiserin görevi, insan haklarının etkili biçimde gerçekleşmesi için çalışmalar yapmak, bu doğrultuda insan hakları faaliyetlerinde koordinatörlük görevini ifa etmek ve Birleşmiş Mileltler organlarına tavsiyelerde bulunmaktır. Yüksek komiser, ilgili hükümetlerle doğrudan temas kurmak  şeklinde bir yetkiyle de donatılmıştır.

Okey 2006 yılı, Birleşmiş Milletler  Şartı’na dayanan insan hakları kurum ve mekanizmalarında birtakım değişikliklerin ve yeniliklerin görülmeye başlandığı sürecin eşiğini oluşturmuştur. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, 15 Mart 2006 tarihli 60/251 sayılı kararıyla  İnsan Hakları Konseyi’ni kurmuştur.  

Okey İnsan Hakları Komisyonu’nun yerini alan Konsey, Genel Kurul’un belirleyeceği 47 üye devletin temsilcisinden oluşmaktadır. Öte yandan, İnsan Hakları Konseyi’nin 5/1 sayılı kararıyla 18 uzmandan oluşan  İnsan Hakları Konseyi Danışma Komitesi  kurulmuştur. 

Okey Danışma Komitesi de, daha once adı Ayrımcılığın Önlenmesi ve Azınlıkların Korunması Alt Komisyonu olup da 1999’dan itibaren  İnsan Haklarının Teşvik Edilmesi ve Korunması Alt Komisyonu adını almış olan organın yerini almıştır. 

Okey Bu yeni kurumlar, 1503 ve 1235 usullerinin işletilmesi de dahil olmak üzere halefi oldukları kurumlarla aynı işlevleri üstlenmiştir. Bu yeni dönemde, farklı olarak, yeni bir denetim mekanizması olan  Evrensel Dönemsel Değerlendirme  adlı sistem yaratılmıştır. 

Okey Bu sisteme göre, Birleşmiş Milletler üyesi devletler, insan haklarına ilişkin ülkelerindeki durumları ve bu alanda iyileştirmeye dönük neler yaptıklarını dört yılda bir hazırlayacakları raporları sunacak ve bu raporlar  İnsan Hakları Konseyi tarafından değerlendirilecektir. 

Okey Birleşmiş Milletler zemininde varlık kazanan ikinci tür insan hakları koruma mekanizmaları, Birleşmiş Mileltler sözleşmelerine dayanan yapı ve işleyişlerden oluşmaktadır. Bunların başlıcası, 1966 tarihli Medenî ve Siyasal Haklar Sözleşmesi (MSHUS)’nin getirdiği koruma sistemidir. 

Okey Klasik hakları düzenleyen MSHUS, 28. maddesiyle kurduğu  İnsan Hakalrı Komitesi’ni merkez alan bir denetim sistemi getirmiştir. Sözleşme, üç sütundan oluşan bir denetim mekanizması barındırmaktadır. 

Okey Bunlar, Sözleşme’deki haklara işlerlik kazandırmak üzere alınan önlemlerin bir rapor  şeklinde BM Genel Sekreteri eliyle  İnsan Hakları Komitesi’ne sunulması (m. 40), ilgili iki devletin de  İnsan Hakları Komitesi’nin konuya ilişkin yetkisini tanımış olmaları koşuluyla, bir taraf devletin, diğer bir taraf devleti Sözleşme yükümlülüklerini yerine getirmediği gerekçesiyle Komite’ye  şikâyet etmesi (devlet başvurusu; m. 41) ve nihayet, bireysel başvuru hakkını düzenleyen Ek Protokol’ün ilgili devlet tarafından kabul edilip onaylanması koşuluyla, kişilerin, Sözleşme’yle tanınan haklarının ihlal edildiği gerekçesiyle bir taraf devlet hakkında Komite’ye başvurmasından (bireysel başvuru, Birinci Seçimlik Protokol, m. 1) oluşmaktadır. 

Okey Birleşmiş Milletler sözleşmelerine dayanan diğer insan hakları denetim/koruma organları ise şunlar olmuştur: Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Komitesi, Irk Ayrımcılığının Kaldırılması Komitesi, Kadınlara Karşı Ayrımcılığın Kaldırılması Komitesi,  İşkenceye Karşı Komite, İşkencenin Önlenmesi Alt Komitesi, Çocuk Hakları Komitesi, Göçmen İşçiler Komitesi, Engelli Kişilerin Hakları Komitesi, Zorla Kaybettirilmeye Dair Komite'dir. 

Okey Bunlardan, operasyonel bir işlevle donatılmış olan İşkencenin Önlenmesi Alt Komitesi hariç tutulacak olursa, bütün komiteler, dayandıkları sözleşmelerin hükümleri doğrultusunda, temel olarak rapor sistemine dayanan bir işleyişe sahiptir. 

Okey Buna göre, sözleşmeye taraf devletler, sözleşme yükümlülüklerinin gereklerini nasıl yerine getirdiklerini gösteren düzenli raporlarını ilgili komitelere sunmakta, komiteler ise, raporu temel alan değerlendirme ve tavsiyelerini ilgili devletlere iletmektedir. 

Okey Rapor sistemine ek olarak bazı sözleşmeler ya doğrudan sözleşmeden kaynaklanan ya da ek protokollerle getirilen bireysel başvuru ve devlet başvurusu gibi şikayet mekanizmalarını da tanımıştır. 

Okey Bunların tanındığı durumlarda ilgili komitenin görev ve yetkilerinin daha geniş olduğu kuşkusuzdur; ne var ki, MSHUS sisteminde olduğu gibi, bu sözleşmelerde de, taraflara yaptırım öngören, yargısal nitelikli ve dolayısıyla zorlayıcı komite kararlarından söz etmek mümkün değildir
Ara
Cevapla


[-]
Tags
özgürlükleri vize kamu insan ders notları hakları ve


Hızlı Menü: